And so ifGod was there from the very beginningHe invented men and womenThen He also invented wankingThen He said wanking was sinningSo now if I’m feeling randyI’m not allowed a hand shandyBut having sex with my familyThat is just fucking greatIt’s all there in Ezekiel 8Just before he opens up His big pearly gatesAnd says that it’s a sinTo take it up the dateEven if it’s greatEven with your cowboy mate

And so if
God was there from the very beginning
He invented men and women
Then He also invented wanking
Then He said wanking was sinning
So now if I’m feeling randy
I’m not allowed a hand shandy
But having sex with my family
That is just fucking great
It’s all there in Ezekiel 8
Just before he opens up His big pearly gates
And says that it’s a sin
To take it up the date
Even if it’s great
Even with your cowboy mate

(Source: sluggoth, via boobs-with-wings)

baymimiik:

boktanbirhayat:

verbenibanageri:

hungryforirish:

bayankivircik:

HAYATIMDA GORDUGUM EN GUZEL GIF

EN GÜZEL GİF LAN EN GÜZELİ HER TÜRK REBLOGLASIN BUNU

HER TÜRK REBLOGLASIN !!


EN GÜZEL GİF EN GÜZEL POST HER GÖRDÜĞÜMDE RB !!

baymimiik:

boktanbirhayat:

verbenibanageri:

hungryforirish:

bayankivircik:

HAYATIMDA GORDUGUM EN GUZEL GIF

EN GÜZEL GİF LAN EN GÜZELİ HER TÜRK REBLOGLASIN BUNU

HER TÜRK REBLOGLASIN !!

EN GÜZEL GİF EN GÜZEL POST HER GÖRDÜĞÜMDE RB !!

(Source: sonsuzlugayolcu, via fosfodiester)

Bugün artık bahardan bir nefes alamayanlar için, kıyımdan geçirilen halklar, katledilen yoldaşlar, her ölüm zamansız kabul, lakin amansız yitirilen dostlar, müşterek aşklar, orta sınıf yalanlarıyla meftun arkadaşlar, ummanların ötesindeki altın şehre yürüyen yolcular ve sayılamazlar için bir nefes alalım. bugün aldığımız nefesi ciğerlerimizin her köşesinde, her bir hücremizde, tüm bedenimizde gezdireceğiz, ondan acıyı süzecek, öfkeyi umuda çevirecek, tefekkürü eyleme dökecek, her yerin şarkısını, coşkuyla, hep birlikte söyleyeceğiz.

icguveysindeniclice:

Bugün, garip bir gündü.
İki senedir sigara içtiğimi ve içmeye de devam edeceğimi, pat diye, anneme ve babama söylememle başladı örneğin. Tahmin ettiğimden çok daha olaysız dağıldığımızı söylemeliyim. Babam "öğrenci adamsın, içersin tabii, olur" dedi; annemse, "aman herkes içiyo zaten, bir ara ben de denedim ama başlayamadım" gibi, yüzeysel bir tepki verdi.
Ve, üzerimden gerçekten büyük bir yük kalktı. Neredeyse 25 yaşına gelmiş bir insan olarak, ailemle aramda mümkün olduğunca az bilinmeyenli denklemler olsun istiyorum çünkü.
Ayrıca, evde annemin de kaldığı dönemlerde, “sigara-kahve” ile başlayamadığı için 1-0 yenik doğan günlerden de kurtulmuş oldum böylelikle.

Bugün, yarı yıl tatilimin de ilk günüydü aynı zamanda.
Ve ben, çoğunu kütüphanede ders çalışarak geçirdim.
Sonra, Kızılay’a yürüdüm; Konur Sokak’ta, Kaos Çocuk Parkı Edebiyat-Sanat Kolektifi'nin satış yaptığı bir sergileri vardı, gayet kafa dengi insanlardı ilk izlenimlerime göre, ayak üstü onlarla muhabbet ettim ve yukarıdaki fotoğrafta da gördüğünüz iki yayını aldım.
Biri, Altay Öktem şiirlerinden oluşan "Şiddet Elbet" diğeri ise tamamen “Rojava” üzerine hazırlanmış bir dergi.
Sonra, Kurtuluş Parkı’na uğradım eve dönerken. Hangi ayda olursa olsun hep “sonbahar” kalan, nedense Ankara’da en kendimi ait hissettiğim o parka.
Banklarında oturdum, gelip geçenleri izledim, her zamanki gibi.
Hayatımın "ders-dizi-kitap-yürümek" çizgisinde devam ettiği, alabildiğine sakin bir döneminden geçiyorum gördüğünüz gibi.
Mesela bugün yaşadığım en büyük kişisel sıkıntı; evin diğer üyeleri kuru fasülye-pilav yerken benim diyet usulü besleniyor olmamdı, o kadar. Bu iç huzurunu özlemişim. 

Bir de, Şiddet Elbet’ten bir alıntı yazayım, çok sevdim:

"Sevmek sahiden bir başkasının
yarasını yalamaksa kuşları siktir et
gülü siktir et, sen sadece
anne ol bana bu gece.”

Kişisel zırvalamalarımı bir yana bırakırsak; bugün, elbetteki günlerden Ali İsmail Korkmaz’dı. Konur Sokak’ın sonundaki bu merdivenin önünde durdum uzun uzun, Ali İsmail’e baktım, “lan ne güzel gülermiş bu çocuk” dedim “ama keşke, yalnızca ailesinin, okul arkadaşlarının falan bildiği bir gülümseme olarak kalsaydı bu, hepimizin içine işlemeseydi böyle, Ali İsmail kendi halinde yaşayıp gitseydi uzun uzun, annesine gülseydi, kız arkadaşına gülseydi, hiçbirimizin haberi olmasaydı bu gülümseyişin sıcaklığından. keşke onu tanımamıza, yani böyle tanımamıza fırsat vermeseydi bu boktan dünya.”
Ama, oldu işte. Çünkü, dediğim gibi "boktan" bir dünya burası. 
Dava sonucunu bekliyorum hepimiz gibi ben de. 
Ama korkuyorum ve güvenmiyorum.
Öyle işte.

* Benim bugünlerde ondan biraz olsun huzur koparabilmiş olmam, dünyanın ne kadar pislik yumağı bir yer olduğu gerçeğini değiştirmiyor. 
Ya da, iyilerin neden hep böyle erkenden gittiğini de açıklamıyor.

(via rahatsizvals)

i-am-jess-bitch:

neonbumblebee22:

If you didn’t laugh I’ll punch you in the tits, you liar.

not even a sherlock fan & I laughed

i-am-jess-bitch:

neonbumblebee22:

If you didn’t laugh I’ll punch you in the tits, you liar.

not even a sherlock fan & I laughed

(Source: oh-snap-this-is-my-jam, via boobs-with-wings)

tutanhsethamun:

 

eskiden hayallerimiz vardı. iş sahibi olacaktık, yurt dışına çıkacaktık falan. bunları gerçekleştirmek uğruna ders çalışıyorduk. arada atarlanıp “ne okuyacam yaa” falan diyorduk. şimdi neden çalışayım yani? iş imkanı yok, iş hayallerimiz battı, paramız değersiz, yurt dışı hayallerimiz battı. gelişmekte olan ülkelerden, geri kalmış ülkeler konumuna geldik. kimsenin bizi iplediği yok. herkesin hayatları, hayalleri mahvolmuş. söyleyin bana, neden çalışayım?

insan acı çekmezse, insan olamaz ki. hep acı çekerek yaşayabilir belki ama hep mutlu olarak yaşayamaz

collegehumor:

Should You Masturbate Naked?

Everyone enjoys the freedom of naked one on one time, but there’s a serious risk of getting caught. Watch our hero’s internal debate between an “in the pants tug” and doing it in the buff.

hayranpostunuz:

SESSİZLİK ODASI
Dünyanın en sessiz yeri Steven Orfield tarafından oluşturulan bu oda. Burada ses düzeyi -9 desibeldir. Bu odada kimse 45 dakikadan fazla kalamadı. Belli bir süre sonra kalp atışınızı, damarlarınızdaki kanın akışını, bağırsaklarınızın seslerini duyuyorsunuz. Esas işin kötü yanı 25. dakikadan sonra sessizlik nedeni ile iç kulaktaki denge merkezi devre dışı kalıyor ve ayakta duramıyorsunuz. Oturmak zorundasınız. Sessizliğin gücü bu…

hayranpostunuz:

SESSİZLİK ODASI

Dünyanın en sessiz yeri Steven Orfield tarafından oluşturulan bu oda. Burada ses düzeyi -9 desibeldir. Bu odada kimse 45 dakikadan fazla kalamadı. Belli bir süre sonra kalp atışınızı, damarlarınızdaki kanın akışını, bağırsaklarınızın seslerini duyuyorsunuz. Esas işin kötü yanı 25. dakikadan sonra sessizlik nedeni ile iç kulaktaki denge merkezi devre dışı kalıyor ve ayakta duramıyorsunuz. Oturmak zorundasınız. Sessizliğin gücü bu…

(Source: muzisyenbozmasi, via karmasikvetehlikeli)